Mesajlar Etiketlendi ‘MikroC’

Daha önceden tasarlamış olduğum güç kaynağının üzerinde birtakım iyileştirmeler yaptım ve pcbway.com üzerinden çizmiş olduğum pcbyi yaptırdım. 10 adet 83*100mm boyundaki pcb kargo dahil 24$ tuttu. PCB’ler elime geçtikten sonra geniş bir kutu arayışına girdim ve altınkaya firmasının DT-410 isimli kutusunu fabrikalarına giderek elden satın aldım. Elimde bulunan butonları ve lcd’yi ölçerek kutu üzerinde gerekli yerleri matkap ve maket bıçağı yardımıyla açtım. Şu haliyle devre üzerindeki trimpotlar biraz kalibrasyon gerektiriyor. Ben üstünkörü ayar yaparak videoyu çektim. Güç kaynağı 5A’e kadar akım verebiliyor. Tabi bu durumda akımı sağlayan 2N3055 transistör üzerinde bir miktar ısı enerjisi ortaya çıkıyor. Bu ısı enerjisi özellikle ayarlanan voltaj değeri düşükse daha da artıyor, çünkü transistör üzerine düşen gerilim artmış böylelikle çekilen akıma paralel olarak harcanan güçte artmış oluyor. Ben transistörün bozulmasını engellemek adına kutu üzerinde mevcut olan yere bir fan ekledim. Fan, transistörün ısıtıığı sıcak havayı kutu içerisinden dışarı atacak şekilde çalışıyor.

Resmi büyük görmek için üzerine tıklayın…

Güç kaynağının gerilim değerlerini ayarlarken, eğer voltaj arttırma veya azaltma butonlarına kısa süreli basılırsa 0.1 voltluk artışlar veya azalışlar yapıyor. Eğer voltaj değiştirme butonlarına uzun basılırsa değişiklik 1V’luk kademelerle sağlanıyor. Akım ayarlama kısmında ise bütün değişiklikler 0.1A boyutunda yapılıyor. Ayarlanan akım değeri kesinlikle aşılamıyor. Çıkış kısa devre dahi olsa ayarladığımız akım değeri ne ise o kadar akım çıkışa aktarılıyor. Burada yazılımsal bir kısa devre koruması da eklenerek , kısa devre anında çıkış akımı kesilebilir ama ben bunu tercih etmedim. Devre 5A akımı çıkışa aktarabiliyor. Çıkış transistörleri çoğaltılırsa çıkış akımı da trafonun verebileceği maksimum değerlere yükseltilebilir.

Devrenin çalışmasını ve pcbway’e yaptırdığım pcb’yi aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

 

 

MP3 – MPEG 1 Audio Layer III  90’lı yılların sonlarında, henüz walkman’lerimizle gezindiğimiz ve tüm günü tek kasete sığan 15 tane parçayı  dinleyerek geçirdiğimiz zamanlarda tanıştığımız mükemmel ötesi bir kavramdı. MP3 formatındaki müzikler çok az elektronik hafıza kaplıyor ve bir cd’ye yüzlerce MP3 sığabiliyordu.  Daha sonra birden çakmak cebine sığabilen MP3 oynatıcılar piyasaya çıkmaya başladı ve neredeyse herkesin elinde bu cihazlardan bir tane görmek mümkündü o günlerde. Daha sonra Cep telefonlarının ve flash disklerin yaygınlaşmaya başlamasıyla binlerce MP3 formatında müzik parçasını aynı anda yanımızda taşıyabilir, arabamızda CD veya Kaset taşıma derdinden kurtulur hale geldik.  Kısacası MP3 artık günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız kelimelerden birisi oldu.  Normalde bir albüm  CD’si  15 civarı parça alabilirken nasıl oluyorda yüzlerce MP3 bir CD’ye sığabiliyor. MP3 bir parça, CDDA formatındaki bir albüm parçasının 10 katından daha küçük bir boyutta olabilmektedir. Peki bu MP3 parçalar nasıl oluyorda bu kadar küçük boyutlu olabiliyor? MP3 aslında frekans sıkıştırmayla elde edilen bir formattır. Örneğin 2 khz 5 sn’lik bi ses 44100hz stereo örneklemeyle yüksek boyutlar kaplamakteyken bunu 2 khz-5sn  gibi kodlarsak çok daha küçük bir boyut elde etmiş oluruz. Ayrıca insan kulağının algılayamayacağı frekanslardaki sesler de atlanarak boyut iyice düşürülebilir.  Fakat bu kodları çözerken aynı frekansları elde etmek zor olduğu için kayıplar meydana gelir ve ses kalitesinde azalmalar yaşanır. Eğer çok dikkatli bir müzik dinleyicisi değilseniz bu kayıpları farketmeyebilirsiniz. (daha&helliip;)

Nesnelerin interneti kavramı bu konuyla ilgili son yazımdan  bugüne, artık günlük hayatın içerisinde sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. Wifi özellikli klimalardan çamaşır makinelerine, kombilere kadar pek çok ürünün reklamları TV ekranlarında dönüyor ve bu ürünler satılıyor.  Ben de biraz fırsat bulunca son yazdığım yazıda yapmış olduğum ilkel web server uygulamasını biraz daha ilerletmeye karar verdim. Önceki yazımda (buradan ulaşabilirsiniz) bir mikrodenetleyici içerisinde gömülü bulunan html kodlarını ESP8266’yı bir istasyon olarak kullanarak internete bağlamıştım. Yani aslında yaptığım şey kullandığım mikrodenetleyiciyi ağa bağlayabilmek adına ESP8266’yı bir köprü olarak kullanmaktı. Bilindiği gibi aslında ESP8266 wifi özelliği olan bir mikrodenetleyici ve lua ve  c++’dan micropython’a kadar pek çok programlama dili ile programlanabiliyor.  Hatta bu günlerde ESP32 isimli bir abisi de piyasada mevcut ve diğer pek çok işlemciyi geride bırakacak, projelerde başka mikrodenetleyici kullanılmasına gerek bırakmayacak özelliklere sahip.  Şimdiki uygulamamda ise ESP8266’yı başka bir mikrodenetleyiciye ihtiyaç duymayacak şekilde, doğrudan programlayıp bütün işlemleri (daha&helliip;)

Geçtiğimiz yıllarda istek üzerine yapmış olduğum ve 1W RGB power led  kullandığım bir proje. Burada önemli olan nokta power ledlerden geçen akımın sınırlandırımasıydı. Mosfetle sürdüğüm power ledin her bir kanalın akımını datasheet verilerine göre sınırlandırdım. Gerisi tamamen algoritma..

sku_366006_1Step motorları sürmek zor olmasada hassas işlerde kullanılacakları zaman biraz daha  komplike sürme metodlarına ihtiyaç duyulabilmektedir. Örneğin bir 3D yazıcı uygulamasında step motorun adımları ne kadar küçültülürse o kadar hassas ve pürüssüz yüzeylere sahip baskılar alınabilir. DRV8825 mikroadım yöntemiyle elimizdeki step motorun adımını 32 parçaya bölerek daha hassas açılarla adımlama yapabilmemizi sağlamaktadır. Örnek olarak elimizde 7.5 derecelik bir step motor olduğunu varsayalım. Biz drv8825’i 1/32 microstepping moduna aldığımızda 7,5/32=0,234375 derecelik adımlara kavuşmuş oluruz. (daha&helliip;)

adsiz Fosil yakıtların sonlarının yaklaşması ile birlikte insanlığı iyice saran enerjisiz kalma korkusu ve enerji edinme maliyetlerinin artması , enerji tasarrufu kavramını son yıllarda daha sık duymamıza sebep oldu.  Enerji tasarruflu ürünlerin kullanılmasının teşvik edilmesi amacıyla devletler türlü önlemler almaya başladılar. Bunlardan belki de en bilineni AB ülkelerinde uygulanan akkor flamanlı ampul üretim ve satış yasağı.  Akkor flamanlı ampullerin yerini tasarruflu ampul diye bilinen ve gerçekten de uzun kullanımda tasarruf sağlayan spiral cam borulu floresan ampuller almıştır. Bu tasarruflu floresan ampullerin en önemli dezavantajı ise sürekli açıp kapamada enerji tasarrufundan ziyade daha fazla enerji (daha&helliip;)

STM32F103c8 Mini geliştirme kartı ve mikroC Arm kullanarak hazırlanmış olan kütüphaneler vasıtası ile Çin piyasasından yaklaşık 20 tl gibi fiyata alınabilen bir TFT displayin kullanılması…

stm32-butterflySTM32F429 DISCOVERY  üzerinde STM32F429ZI mikrodenetleyici , 2.4″ILI9341 sürücülü TFT display’e ek olarak STMPE811 dokunmatik kontrolcüsü entegresi , 64MBit SDRAM ve L3GD20 3 eksen gyro barındırması ile önce çıkan bir geliştirme kartı. STM32F429ZI 180MHz hıza erişebiliyor.  Uzun süredir elimde bulunan bu kiti uzun süre önce elime geçmesine rağmen bir köşeye atmış ve unutmuştum. Bana sürekli bu kit üzerindeki ekranı mikroC ile nasıl sürebiliriz , süremez miyiz gibi sorular gelmekteydi. Bayram tatilini fırsat bilip kiti biraz kurcaladım.  Bu arada fırsattan istifade şunu belirteyim: Diğer derleyiciler ile çalıştırılabilen herhangi bir donanımın mikroC ile çalıştırılamaması söz konusu değildir. Sonuçta MikroC bir derleyici. Bütün dijital donanımlar 1 ve 0 lar ile çalıştığına göre desteklenen mikrodenetleyicilerin çıkışlarının mikroC ile istenilen 1 ve 0’ları üretememesi için hiç bir sebep yok. MikroC içerisinde hazır gelen kütüphanelere ek olarak başka kütüphaneler de diğer derleyicilerdeki gibi kullanılabilir. Mesela bu çalışmada ben internet üzerinden kütüphane dosyaları buldum ve bu dosyaları mikroC ve kendi donanımımla kullanılabilecek hale getirerek çalışmalarımı tamamladım. Şunu da belşirteyim internette bulduğunuz kütüphanelere çok güvenmeyin. Bu kütüphanelerde bir çok hata mevcut olabiliyor.  Ben kritik bir kaç hatayla karşılaştım bu kütüphaneleri düzenlerken ve önemli müdahelelerde bulundum. Ciddi işler yaparken başkalarının  kütüphanelerini kullanmak yerine, datasheet karıştırarak kendi kütüphanelerinizi oluşturmanızı tavsiye ederim.

Aşağıdan STM32F429 kitiyle yaptığım ufak çalışmalarla ilgili videoları  izleyebilirsiniz: (daha&helliip;)

AdsızGelişmiş bilgisayarların çoğunda bulunan bir yapı olan doğrudan bellek erişimi (DMA), CPU’dan bağımsız olarak verileri bir yerden başka bir yere kopyalama işlemi yapılmasına olanak sağlayan bir yapıdır. Mikrodenetleyiciler de aslında komple bir bilgisayar oldukları için, gelişmiş mikrodenetleyicilerin içerisinde de DMA bulunmaktadır.  Özellikle yoğun işlemlerin yapıldığı bir projede CPU’nun bir de bellekteki verileri çevresel birimlere , çevresel birimlerdeki verileri başka çevresel birimlere, çevresel birimlerdeki verileri belleğe veya belleğin bir kısmından başka bir kısmına veri taşıma işlemleri ile uğraşması işlemcinin zaman kaybetmesine yol açacaktır.  Bu zaman kaybını önlemek ve işlemciyi veri kopyalama işlemleri ile uğraştırmamak amacıyla DMA kontrolcüsü kavramı ortaya çıkmıştır. Bu yapı mikrodenetleyiciler içerisinde bulunur ve kullanıcı istekleri doğrultusunda programlanarak verilerin istenilen kaynaktan, istenilen hedefe aktarılması işlemini gerçekleştirir. (daha&helliip;)

7463282_orig  Radyo ilk kitle iletişim araçlarından birisi olsa da pek çok gelişmiş iletişim aracının aynı anda cebimize girecek kadar küçüldüğü günümüzde de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.  Radyonun tarihçesi konumuz değil ama kısaca bahsedecek olursak,  İtalyan mucit Guglielmo Marconi’nin 1902 yılında radyoyu bulan kişi olarak kabul edildiğini söyleyebiliriz.  Fakat aynı yıllarda Nikola Tesla ve Alexander Popov da radyo ile ilgili çalışmalar yapmışlardır. Guglielmo Marconi’nin radyoyu icat eden kişi olarak kabul edilmesinin sebebi bu icadını tescillemiş ve ticarileştirmiş olmasından ileri gelmektedir. (daha&helliip;)